WhatsApp Destek

YEREBATAN SARNICI

Sarnıç, Bizans imparatoru I. Justinianus (527-565) tarafından yaptırılmıştır. Yerebatan sarnıcı diğer adıyla Basilica İstanbul‘un Avrupa yakasında bulunan, şehrin en büyük kapalı sarnıcıdır.

Ayasofya binasının güneybatısındaki küçük bir binadan girilir. Suyun içinden yükselen pek çok mermer sütun nedeniyle halk arasında Yerebatan Sarayı olarak isimlendirilmektedir. Su ihtiyacı ise buraya 19 km. uzaklıktaki Belgrad Ormanları bölgesinden, iki adet su kemeri ile sağlanmış. Yerebatan sarnıcın bulunduğu yerde daha önce bir bazilika bulunduğundan ötürü yapı Bazilika Sarnıcı olarak da adlandırılır. Ayrıca Yerebatan sarnıçı Dan Brown‘un Cehennem adlı romanına da konu olmuştur.

1453 yılında İstanbul’un fethi sonrasında sarnıç Topkapı Sarayı bahçelerinin su ihtiyacını karşılamak için bir süre kullanılmış. Ancak bir dönem sonra sarnıç kullanımdan kalkmış ve bir nevi unutulmuş.

1544-1550 yıllarında Bizans kalıntıları üzerine araştırma yapmak üzere İstanbul’a gelen Hollandalı bir gezgin olan P.Gyllius tarafından yeniden keşfedilen Yerebatan sarnıcı, bu keşif sonrasında tekrar gündemde yerini almış.

Son olarak 1987 yılında İstanbul Belediyesi tarafından temizlenmiş ve sarnıç alanına bir gezi platformu eklenerek ziyarete açılmış. Yerebatan Sarnıcı, müze olmanın yanında ulusal ve uluslararası birçok etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.

YEREBATAN SARNICI

Zamanında şehrin su ihtiyacını karşılamak üzere yapılmış bu sıra dışı mekanı özel kılan özellikleri:

  • 6’ncı yüzyılda (532) Bizans İmparatoru I. Justinianus için inşa edilmiş bir yeraltı su deposu.
  • 140 metre uzunluğunda ve 70 metre genişliğinde, 9.800 m2’lik dev bir dikdörtgen alanı kaplıyor ve 100.000 ton su depolama kapasitesine sahip.
  • Bazilika adı, sarnıcın inşa edildiği bölgedeki eski bir dini yapıdan geliyor.
  • Sarnıç’a 52 basamaklı bir merdivenle erişiliyor ve sarnıç her biri 9 metre yüksekliğinde, birbirinden 4,8 metre uzaklıkta olan 336 sütunu barındırıyor.
  • İki eşsiz Medusa Kafası ile ünlü.
MEDUSA BAŞLIĞI

Medusa başlarının sarnıca nasıl getirildiği henüz bilinmiyor. Çeşitli efsaneler mevcut. Bir efsaneye göre Medusa, Yunan mitolojisinde anlatılan ve yeraltı dünyasının dişi canavarı olarak bilinen üç Gorgona’dan birisi. Bu üç kız kardeşten yılan başlı olan Medusa’nın kendisine bakanları taşa çevirme gücü bulunuyor. Dönemde büyük yapıların korunması maksadıyla bu çeşit Gorgona resim ve heykelleri kullanılıyordu. Bu nedenle de sarnıca Medusa başının konulduğu rivayet ediliyor.

  • Diğer bir efsaneye göre ise Medusa, siyah gözleri, uzun saçları ve güzel vücudu ile övünen bir kız ve Zeus’un oğlu Perseus’u seviyor. Arada da Athena var. Athena da Perseus’u seviyor ve Medusa’yı kıskanıyor. Bu nedenle de Athena, Medusa’nın saçlarını yılana çeviriyor ve bu olaydan sonra Medusa’nın baktığı her insan taşa dönüşüyor. Sonrasında ise Perseus, Medusa’nın başını kesiyor ve onun bu gücünden yararlanarak düşmanlarını yeniyor.
  • Bu son rivayete dayanarak, bakanların taş kesilmemesi için Medusa başlarının sütun kaidelerine ters olarak yerleştirildiği düşünülüyor.

Sarnıç, Bizans imparatoru I. Justinianus (527-565) tarafından yaptırılmıştır. Yerebatan sarnıcı diğer adıyla Basilica İstanbul‘un Avrupa yakasında bulunan, şehrin en büyük kapalı sarnıcıdır.

Ayasofya binasının güneybatısındaki küçük bir binadan girilir. Suyun içinden yükselen pek çok mermer sütun nedeniyle halk arasında Yerebatan Sarayı olarak isimlendirilmektedir. Su ihtiyacı ise buraya 19 km. uzaklıktaki Belgrad Ormanları bölgesinden, iki adet su kemeri ile sağlanmış. Yerebatan sarnıcın bulunduğu yerde daha önce bir bazilika bulunduğundan ötürü yapı Bazilika Sarnıcı olarak da adlandırılır. Ayrıca Yerebatan sarnıçı Dan Brown‘un Cehennem adlı romanına da konu olmuştur.

1453 yılında İstanbul’un fethi sonrasında sarnıç Topkapı Sarayı bahçelerinin su ihtiyacını karşılamak için bir süre kullanılmış. Ancak bir dönem sonra sarnıç kullanımdan kalkmış ve bir nevi unutulmuş.

1544-1550 yıllarında Bizans kalıntıları üzerine araştırma yapmak üzere İstanbul’a gelen Hollandalı bir gezgin olan P.Gyllius tarafından yeniden keşfedilen Yerebatan sarnıcı, bu keşif sonrasında tekrar gündemde yerini almış.

Son olarak 1987 yılında İstanbul Belediyesi tarafından temizlenmiş ve sarnıç alanına bir gezi platformu eklenerek ziyarete açılmış. Yerebatan Sarnıcı, müze olmanın yanında ulusal ve uluslararası birçok etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.

YEREBATAN SARNICI

Zamanında şehrin su ihtiyacını karşılamak üzere yapılmış bu sıra dışı mekanı özel kılan özellikleri:

  • 6’ncı yüzyılda (532) Bizans İmparatoru I. Justinianus için inşa edilmiş bir yeraltı su deposu.
  • 140 metre uzunluğunda ve 70 metre genişliğinde, 9.800 m2’lik dev bir dikdörtgen alanı kaplıyor ve 100.000 ton su depolama kapasitesine sahip.
  • Bazilika adı, sarnıcın inşa edildiği bölgedeki eski bir dini yapıdan geliyor.
  • Sarnıç’a 52 basamaklı bir merdivenle erişiliyor ve sarnıç her biri 9 metre yüksekliğinde, birbirinden 4,8 metre uzaklıkta olan 336 sütunu barındırıyor.
  • İki eşsiz Medusa Kafası ile ünlü.
MEDUSA BAŞLIĞI

Medusa başlarının sarnıca nasıl getirildiği henüz bilinmiyor. Çeşitli efsaneler mevcut. Bir efsaneye göre Medusa, Yunan mitolojisinde anlatılan ve yeraltı dünyasının dişi canavarı olarak bilinen üç Gorgona’dan birisi. Bu üç kız kardeşten yılan başlı olan Medusa’nın kendisine bakanları taşa çevirme gücü bulunuyor. Dönemde büyük yapıların korunması maksadıyla bu çeşit Gorgona resim ve heykelleri kullanılıyordu. Bu nedenle de sarnıca Medusa başının konulduğu rivayet ediliyor.

  • Diğer bir efsaneye göre ise Medusa, siyah gözleri, uzun saçları ve güzel vücudu ile övünen bir kız ve Zeus’un oğlu Perseus’u seviyor. Arada da Athena var. Athena da Perseus’u seviyor ve Medusa’yı kıskanıyor. Bu nedenle de Athena, Medusa’nın saçlarını yılana çeviriyor ve bu olaydan sonra Medusa’nın baktığı her insan taşa dönüşüyor. Sonrasında ise Perseus, Medusa’nın başını kesiyor ve onun bu gücünden yararlanarak düşmanlarını yeniyor.
  • Bu son rivayete dayanarak, bakanların taş kesilmemesi için Medusa başlarının sütun kaidelerine ters olarak yerleştirildiği düşünülüyor.